Gercek tanri kimdir?"

email:
mektup@incilbg.com

Muhammed'in geleceği önceki kitaplarda müjdelendi mi?

Muhammed, Kuran'da 'ümmi', yani okumamış bir kişinin olduğunu söylüyor. Buna rağmen kendisinden yüzlerce sene önce yazılmış olan Tevrat, Zebur ve İncil kitaplarında kendisinin geleceği müjdelendiğini de söylüyor. İlginç dir durum: Anadili Arapça olarak okuma yazması olmayan bir kişi, hiç bilmediği İbranice ve Grekçe dilinde yazılmış kitaplarda ne yazdığını nasıl bilecek?

Ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. (Kuran - Enfal suresi 7:157)

Hatta, Muhammed Kuran'da beşikteki bebek İsa'yı şöyle konuşturuyor:

Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. (Kuran - Saff suresi 61:6)

Bu çok şaşırtıcı bir ayet: İsa yeryüzünde yaşarken, gerçekten kendisinden 600 yıl sonra yaşayacak olan bir peygamberin geleceğini müjdeledi mi? Hem de adlı adınca! Hem de henüz bebekken, yani beşikte!

Bu Kuran ayetlerine dayanarak müslümanlar 1400 yıldan beri Tevrat, Zebur ve İncil'de Muhammed'in adını arıyorlar, Muhammed'in görevini açıklayan ayetler ve peygamberlerlikler arıyorlar. Ve birşeyler bulmak zorundalar... aksi halde Kuran yalan söylemiş olacak, Muhammed'in de gerçekten peygamber olması şüpheli olacak.

Bu makalelenin amacı, bu konuya ışık tutmaktır: Tevrat, Zebur ve İncil'de Muhammed'in geleceğini müjdeleyen ayetler var mı? Müslümanların ortaya koyduğu ayetleri gözden geçirip, kesin bir sonuca varacağız!

Hani kitaplar bozulmuştu?

Herşeyden önce burada kocaman bir mantık hatası var. Müslümanlar aynı zaman önceki kitapların, yani Tevrat, Zebur ve İncil'in Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından değiştirildiğine inanıyorlar. Başka bir yazıda bunun ne kadar saçma bir düşünce olduğunu ve özellikle Kuran'a ters düştüğünü, Muhammed'in öyle bir şey söylemediğini, ancak ondan çok sonra ortaya çıktığını gösterdik.

Ama bir kere düşünelim: Yahudiler ve Hristiyanların gücü o kadar büyük ki, Allahın yazdığını bozuyorlar, Onun kitabını değiştiriyorlar, üstelik 600 yıl içerisinde (yani Muhammed gelene kadar) kimse onun farkına varamıyor... o zaman en başta kendi din kurucularından daha büyük birisinin geleceğini gösteren ayetleri değiştirmeycekler mi, yok etmeyecekler mi?

Yoksa o 'süpergüce' sahip olan Yahudi ve Hristiyan dini önderler o kadar mı beceriksiz, o kadar mı dikkatsız ki, yüzlerce ayet değiştirdikten sonra, tam Muhammed'in geleceğini söyleyen ayetleri unutsunlar?

Sanıyorum, buradaki problem anlaşıldı. Aslında bu tartışmaya burada son verebiliriz. Müslümanların Allahı kendi son kitabında Muhammed'in peygamber olduğunu kanıtlamak için önceki kitaplarını gösteriyor... meğerse o kitaplar çürümüş, bozulmuş, 'beşer sözüyle karışmıştır'. Eğer öyleyse kanıtlar da çürütülmüş ve geçersiz oluyor.

Gene de, okyucularımızı daha fazla aydınlatmak ve propaganda yalanlarından kurtarmak için Tevrat, Zebur ve İncil'de sözde Muhammed'in geleceğini müjdeleyen ayetlerini gözden geçirip açıklayalım.

A. Tevrat'ta Muhammed ? 'Musa gibi bir peygamber' kimdir?

Muhammed'i Tevrat'ta arayanların kanıt olarak gösterdiği en popüler ayet, Yasanın Tekrarı kitabında bulunuyor, bölüm 18, ayet 15-22. Onun tarihsel bağlantılarını anlayalım.

Musa, İsrail halkına çölde 40 yıl boyunca önderlik yaptıktan sonra, artık birinci kuşak öldü, yepyeni bir kuşak yetişti. Onun için Rab, babalarıyla yaptığı antlaşmayı yeniden yapmak istiyor. İsrailliler ise babalarının Sina (Tur) Dağı'nda yaşadıklarını tekrarlamak istemiyorlar, Allahtan bir aracı istiyorlar. Aşağıdaki ayetler konuşan Musa'dır, kendi halkına hitap ediyor:

15 Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin.  16  Horev'de toplandığınız gün Tanrınız RAB'den şunu dilemiştiniz: 'Bir daha ne Tanrımız RAB'bin sesini duyalım, ne de o büyük ateşi görelim, yoksa ölürüz. 

Demek, İsrail halkının Rabden istediği peygamberim görevi, bir aracı olmaktır: peygamber Allahın yüzünü görecek, Onun huzurunda bulunacak, öyle ki, biz doğrudan doğruya Allahla anlaşmayalım.

17  RAB bana, 'Söyledikleri doğrudur dedi.  18  'Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.  19  Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.

20  Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.

Rab Tanrı burada neden peygamberlik görevini kötüye kullanan kişilere o kadar ağır bir ceza veriyor? Sahte peygamberlere neden ölüm cezasıyla korkutuyor? Çünkü Tanrı halkının devletini idare etmek konusunda peygamberlere son derece vahim bir görev düşerdi: kralların ruhsal önderleri olarak, savaş yada barış konusunda karar verirdiler, halka ölüm yada yaşam getirirdiler.

Ve iki durumda bir peygamberin ölümü vaciptir:
(1) gerçek tanrının adına konuşup da, söylediği sözleri yerine gelmezse... yada
(2) başka tanrıların adına konuşursa.
Ve bu ikinci durum Muhammed'e iman edenleri düşündürsün.

Tevrat'taki tanrı asla bütün dünyada geçerli olan bir din kurmak için uğraşmadı, kendi halkına öyle yasalar da vermedi. Başka halklar putlara tapmak isterse, bu elbette korkunç bir günahtır. Ama bu demek değil ki, Musa'ya buyruk verildi, putperest halkları kılıç zoruyla tek gerçek tanrı olan Yahve ınancına zorlasın.

Oysa bir kişi kalkıp Rabbin kendi halkına, yani Kuran'ın 'Ehl-i-kitap' dediği halka, başka tanrılar adına konuşsun, o zaman ölüm cezasını hak etmiştir. Ve işin korkunç tarafı: Muhammed tam onu yaptı! Hayat boyunca Yahudi ve Hristiyanları kendi dinine davet ve tebliğ etti. Özellikle Medine'de yaşadığı ilk 17 ay boyunca kendini Yahudilere beklenen peygamber olarak tanıttı.

'Tevrat'ta, yukarıda yazdığımız ayette Muhammed'in geleceği müjdeleniyor' diyen kişiler kabul etmeli ki, aynı ayet Muhammed'i ölüm cezasına çarptırıyor.

Şimdi de o 'Musa gibi bir peygamber' sözleri ne anlama geldiğini, kimin için konuştuğunu araştıralım. Ve bu ünvan için aslında yalnız iki aday var: Muhammed ve İsa Mesih. İncil'de bu ayet açık açık İsa için kullanılıyor. İsa Mesih yeryüzünde mucizelerle dolu bir yaşam sürdükten sonra, çarmıhta bütün insanlar için tek geçerli ve son kurban olarak öldükten 3 gün sonra mezardan dirildi, 40 gün süresince insanlara göründü ve en sonunda göğe alındı.

On gün sonra Yahudilerin Pentikost Bayramı esnasında, Allahın Kutsal Ruhu İsa'nın öğrencilerinin üzerine indi; o da onlara, tıpkı İsa'nın yaptığı gibi, mucize yapma gücünü verdi. Birkaç gün sonra Kudüs'teki tapınağının avlusunda dilencilik yapan bir sakat adamı İsa'nın adında tek bir sözle iyileştirdiler. O zaman İsa'nın öğrencilerinden olan Petrus ayağa kalkıp toplanan kalabalığa İsa'nın beklenen Mesih olduğunu bildirdi:

"Musa şöyle demişti: 'Tanrınız Rab size, kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. O'nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. O peygamberi dinlemeyen herkes Tanrı'nın halkından koparılıp yok edilecektir.' - "Samuel ve ondan sonra konuşan peygamberlerin hepsi bu günleri duyurdu." (İncil - Elçilerin İşleri 3:22-24 

Evet, Musa'nın Tevrat'ta müjdelediği 'Musa gibi' peygamber, İsa Mesih'tir. Ve sadece saydığımız ayette değil, ancak Petrus'un dediği gibi, bütün Tevrat ve Zebur gelecek Mesihin hayatını ve görevini en küçük detaylarına kadar yüzlerce sene önce bile bildirmişti.

Öte yandan bugünkü müslüman bilginleri o ayetin Muhammd için konuştuğunu savunuyorlar. Onu ispatlamak için uzun listeler hazırlayıp Musa'nın ne kadar da Muhammed'e benzediğini, öte yandan da İsa'ya hiç benzemediğini göstermeye çalışıyorlar:

Hem Musa, hem Muhammed doğal yoldan doğmuşlar ve ecelleriyle ölmüşler; İsa bakireden doğmuş ve erken yaşta idam edilmiş. Musa ve Muhammed devlet adamları olarak birer kanun getirmişler, İsa siyasete karışmayıp kanun getirmemiş. Musa ve Muhammed savaşmışlar, İsa gene hiç savaşmamış. Musa ve Muhammed memleketlerinden göç etmişler (Mısır, Mekke), İsa hayat boyunca Filistin'de kalmış. Musa ve Muhammed evlenip çocuk sahibi olmuş, İsa hayat boyunca bekar kalmış.

Bütün bu benzerlikler enteresan olmakla birlikte, tamamen önemsiz ve peygamberlik konusuyla ilgili değildir; çünkü ayet demiyor 'Musa gibi bir kişi', ama 'Musa gibi bir perygamber'. Ve o konuda Muhammed ve Musa arasında dağlar kadar farklılıkları görüyoruz, öte yandan, Musa ve İsa birbirlerine benziyor.

(1) Musa ve İsa ikisi İsrailli - Muhammed ise Arap idi

Çünkü ayette bu peygamberin bir şartı, İsrail halkından olmasıydı: 'kendi kardeşlerinizin arasından' sözleri bu anlama geliyor. Şimdi, Araplae ve müslümanlar İsmail'in soyundan geldiği sanırlar. İsmail de İshak'ın kardeşiydi, o yüzden Yahudiler ve Araplar kardeş imiş.

Halbuki bu tamamen uydurma bir sözdür. Gelecek Peygamber için ayeti içeren Tevrat bölümünden hemen bir önceki bölümde bize o sözün anlam çok net gösteriliyor:

Atayacağınız kral Tanrınız RAB'bin seçtiği kişi olmalıdır. Atayacağınız kral kendi kardeşlerinizden biri olmalı. Soydaşlarınızdan olmayan birini, bir yabancıyı kral seçmeyeceksiniz. (Tevrat - Yasanın Tekrarı 17:15)

Evet, Muhammed İsrailli olmadığı için Musa gibi peygamber olamaz! Devam ediyoruz:

(2) Musa ve İsa ikisi büyük mucizeler ve kuvvetli işler yaptı - Muhammed kendi ağzından ikrar etti: "Bana mucize verilmedi"

"RAB onu Mısır'da firavuna, görevlilerine ve bütün ülkesine bir sürü belirtiler, şaşılası işler yapması için göndermişti. Musa İsrailliler'in gözleri önünde güçlü, büyük ve ürkütücü işler yapmıştı." (Tevrat - Yasa'nın Tekrarı 34:11-12)

Muhammed, kervaneleri soymakla, kendi askerlerinin savaşma isteklerini ganimet ve cennet vaatleriyle körüklemekle düşmanlarını yendi. - Musa, o zamanın en güçlü ordusunu Allahın kuvvetiyle yendi. Bu konuda daha fazla bilgi edinmeniz gerekirse, "Muhammed mucize işledi mi?" adlı sayfamızı okuyun!

İkinci sebep: Muhammed mucize işlemediği için, Musa gibi peygamber olamaz.

(3) Musa ve İsa Allahla yüzyüze görüştüler - Muhammed ancak bir melekle karşılaştı

"O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı." (Tevrat - Yasa'nın Tekrarı 34:10)

Eğer aranızda bir peygamber varsa, Ben RAB görümde kendimi ona tanıtır, Onunla düşte konuşurum. Ama kulum Musa öyle değildir... onunla bilmecelerle değil, açıkça, yüzyüze konuşurum. O RAB'bin suretini görüyor." (Tevrat - Çölde Sayım 12:6)

Exo 33:11  RAB Musa'yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu. (Tevrat - Çıkış 33:11)

Kuran bile, Musa'nın Allahla öyle konuştuğunu kabul ederken, Muhammed için başka bir şey söylüyor:

Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu. (Kuran - Nisa suresi 4:164)

Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir (Kuran - Sura suresi 42:51)

Kim Resulullahın Rabbini gördüğünü söylerse, büyük günah işlemiş oluyor. O ancak Cebrail'i yaratılmış öz biçiminde, bütün ufku kaplayacak vaziyette gördü. (Sahih Buhari, 3234 nolu hadis)

İsa Mesih'e baktığımızda bambaşka bir durum görüyoruz. O normal bir insan gibi, ara sıra Allahın sözünü meleklerden işiten bir peygamber değildi. Aslında ona sadece 'peygamber' demek, Onun kişiliğini tam olarak anlamamak demektir. Allahın sözleri Ona gelmedi, çünkü KENDİSİ Allahın sözüydü. Ona semavi bir kitap 'verilmedi', çünkü o kitabın kendisi İDİ.

Muhammed o konuyu tam olarak anlamadıysa da, Hristiyanların İsa Mesih için 'Allahın Kelamı' ifadesini kullandığını işitti ve Kuran'ın içine aldı: "İsa Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur" (Kuran - Maide suresi 4:171):

Başlangıçta Söz vardı, Söz Allah'la beraberdi ve Söz Allah'tı. 2 Söz her şeyin başlangıcında Allah'ın yanındaydı.
Söz insan oldu, aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini gördük.
Hiç kimse, hiçbir zaman Allah'ı görmemiştir. Ama Baba'nın bağrında olan biricik Oğul Allah'ı insanlara tanıttı. (İncil - Yuhanna 1:1,14,18)

Ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Sen buna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum. Hayır, bende duran Baba kendi işlerini yapıyor. Bana inanın ki, ben Baba'dayım ve Baba bendedir. (İncil - Yuhanna 14:10-11)

Son olarak, Muhammed'in çağdaşları olan Kureyş halkı, onun Musa'ya hiç benzemediğini çok açık fark ettiler:

Ama onlara katımızdan gerçek gelince: "Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" dediler. (Kuran - Kasas suresi 28:48)

B. İncil'de Muhammed? - Yardımcı kim?

İsa'nın vaat ettiği 'Yardımcı / Tesellici' kimdir:
Kutsal Ruh mu, Muhammed mi?

Müslümanlar sadece Tevrat'ta değil, İncil'de de Muhammed'e uygun ayetler bulmak zorundalar. Sözde Muhammed'i müjdeleyen İncil ayetlerinin arasında en popüler olan, Yuhanna İncili'nin 14., 15. ve 16. bölümlerinde bulunan sözlerdir. Orada İsa, Grekçe olarak 'Parakletos' denilen bir varlığın geleceğini söylüyor. Kimi İncil tercümelerinde onu 'Tesellici', başkalarında ise 'Yardımcı' olarak çevirmişler.

Oysa İsa kendi öğrencilerini o 'Yardımcı'nın kimliği hakkında karanlıkta brakmadı, açık açık onun Kutsal Ruh olduğunu belirledi. Artık İsa bedence öğrencilerinin yanında bulunmayacak - ama gelecek olan Kutsal Ruh, İsa'nın görevini çok daha geniş, derin ve anlamlı biçimde devam edecek. Kutsal Ruh 600 sene sonra yaşayacak olan bir Arap tüccar ve savaşçı değildir: İsa'nın öğrencileri o kadar fazla bekleyemediler. Ama İsa onu söyledikten 50 gün sonra, yukarıda anlattığımız gibi, 'Yardımcı' Kutsal Ruh olarak öğrencilere geldi.

İsa'nın sözleri o kadar açık ve nettir, tarafsız düşünen bir kişi onları hemen, bir okunuşta kavrayabilir. Oysa müslüman propagandacılar, "Hayır, o sözler Muhammed için konuşuyor" diye iddia ederek, sanki köşeli tahtalar yuvarlak deliklerin içine zorlamaya çalışıyorlar. Sırayla 'Yardımcı' hakkında konuşan en önemli ayetleri okuduk mu, siz de onların manasını hemen anlayacakınız:

14:16 - "Ben de Baba'dan isteyeceğim, O da size başka bir Yardımcı verecek"

'Yardımcı' Allahı bir baba gibi tanıyor ve öyle de tanıtacak. Muhammed ise o düşünceye şiddetle karşı geldi. Allaha 'Baba' demek, Kuran'a göre en büyük günah olan şirktir.

14:16 - "öyle ki, O sonsuza kadar sizinle kalsın".

'Yardımcı'nın kalışı sonsuzdur. Oysa Muhammed 570 yılında doğdu, 632 yılındı öldü.

14:17 - "Yardımcı, Gerçeğin Ruhu'dur".

İsa Yardımcıyı açıkça bir ruh olarak tanıtıyor. Muhammed et ve kandan oluşan bir insandı. Onun 'ruhu', islamiyetin ruhu, bugüne kadar yayılırsa da, Muhammed'in kendisi ruh değildi.

14:17 - "Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür ne de tanır."

'Dünya' sözü İncil'de çoğu defa 'Gerçek Tanrıya tanımayan insanlar' anlamında kullanılıyor. Halbuki, Muhammed gerçek Tanrıyı tanımayan Arap putperestler tarafından çok rahat kabul edildi. Onunu sebebi de, İslam'ın putperestlere çok ödün vermesidir.

14:17 - "Ama siz O'nu tanıyorsunuz, çünkü O yanınızda kalıyor ve içinizde olacaktır."

Bu sözler İsa'nın öğrencilerine konuşuldu. Peki, onların zamanında Muhammed onların yanında mıydı? Petrus, Yuhanna, Matta ve İsa'nın öbür öğrencileri nasıl Muhammed'i tanıdılar? Ve Muhammed'in bir zaman makinesini icat ettiğini farz etsek bile, öğrencilerin 'içinde' miydi?

14:26 - "Yardımcı size her şeyi öğretecek ve benim söylediğim şeyleri aklınıza getirecek."

Müslümanlar o ayetin birinci yarısını çok tutuyorlar ("size herşeyi öğretecek"), fakat ikinci yarısı işerine yaramadığı için örtmeye çalışıyorlar. 600 sene sonra yaşayacak olan Muhammed, nasıl İsa'nın sözlerini onlara hatırlatacak?

14:26 - "Yardımcı Kutsal Ruh'tur."

Daha açık olamaz artık. Üstelik, hadislerde Kutsal Ruh'un kim olduğu açıkça yazıyor: Muhammed değil, ama başmelek Cebrail!

15:26 - "Baba O'nu benim adımla gönderecek. Ben Baba'dan size Yardımcı'yı göndereceğim."

Muhammed, İsa'nın adında mı gönderildi? Yuhanna İncilinde Muhammed'i arayıp bulanlar bunu kabul etmeye hazır mıdır? Her surenin başında o sözlerin kimden geldiğini, Muhammed'in kimden görev aldığını okuyoruz: 'Bismillahirrahmanirrahim'. Yuhanna İncili Muhammed'i müjdelediğini kabul edersen, besmeleyi artık şu biçimde söylemeye hazır mısın: "Bismil-İSA-alMesih" ???

16:14 - "O beni yüceltecek. Çünkü benim olanı alıp size bildirecek."

Hayır, Muhammed İsa'yı yüceltmedi. Gerçek Yardımcı, yani Kutsal Ruh, İsa'da bulunan ruhsal gücü alıp öğrencilerine verdi. Onlar İsa'nın başlattığı kurtuluş ve sevgi hareketi bütün dünyaya yaydılar.

Muhammed ise, İncil'de tarif edilen, tarihte yaşamış olan İsa'nın hem pozisyonunu yok etti, hem de onun hizmetini küçümsedi, hem de Onun kurtuluş müjdesini inkar etti. Kuran'a göre İsa, her ne kadar övülürse de, aslında bütün peygamberlerin en başarısızıdır. Muhammed, İsa'nın getirdiği sevginin yerine başka inançlara sahip olanlara karşı nefret getirdi.

İsa'nın sözleri, müjdelediği Yardımcı gelecek diye, 50 gün sonra gerçekleşti. Kutsal Ruh inince İsa'nın bu sözleri hepsi tamamlanmya başladı. Oysa 600 sene sonra, ve 1000 km uzaklıkta yaşayan Muhammed, kesinlikle beklenen Yardımcı değildi.

Müslümanlar 1400 yıl içinde Tevrat ve İncil içinde Muhammed'i arıyorlar ve şimdiye kadar bulamadılar. Eminim, 1000 daha ararsalar, gene de bir şey bulamayacaklar.


Sayfanın başına dön Sonraki konu