Kible ve Yarovam'in gunahi

Önsöz:

Gerçekçi olmak

1.Soru: 'Allah' gerçek tanrı mıdır?

Gerçek Tanrı kimdir?

Gerçek Tanrının adı

Allahı tanıyabilir miyiz?

El kesme cezası

Putperestlik nedir?

İslamiyette putperestlik

Kabe 'Allahın evi' midir?

Kıble ve Yarovam'ın günahı

Kadınların durumu

2.Soru: Muhammed peygamber midir?

Peygamberin işi nedir?

Muhammed'in lanetli soyu

Muhammedin mucizeleri?

Muhammed ve tarih

Kuran mucize midir?

Muhammedin evlilik hayatı

Muhammed ve kötü ruhlar

Şeytani ayetler

Muhammed ve putperestlik

Muhammed ve kılıç

Peygamberlerin mührü

Muhammed'in insan korkusu

Keyfi ayetler ve Um-al-Kitap

Muhammed'in ölümü

3.Soru: Kuran Allahın sözü müdür?

Kuran nasıl yazıldı?

Yemen'de bulunan Kuran

Nesih ve mensuh

Kuran ve Hadisler

Kuran ve Kutsal Kitap

Özel konular

Barnabas İncili nedir?

Musa gibi peygamber

Bir Allah mı, üç tane mi?

Allahın Oğlu olabilir mi?

Peygamberler galerisi

Son peygamber kim?

H. Kıble ve Yarovam'ın günahı

İsrail tarihinde okuyoruz ki, kral Süleyman'ın ölümünden sonra onun krallığı ikiye bölündü: güney tarafı onun oğluna Rehavam'a düştü; kuzeydeki topraklar ise onun veziri olan Yarovam'ın oldu. Halkın gönlünü ve düşüncelerini daha iyi kontrol edebilmek için Yarovam ayrı tapınma yerleri yapılsın diye buyurdu. Allahın seçtiği kasaba ve tapınma yeri, Yeruşalim idi. Onu mucizelerle ve meleklerin aracılığıyla göstermişti. Yarovam bunu bilirdi, gene de politik kazançlar uğruna bunu değştirmeye kalktı:

Yarovam, "Şimdi krallık yine Davut soyunun eline geçebilir" diye düşündü, "Eğer bu halk Yeruşalim'e gidip RAB'bin Tapınağı'nda kurbanlar sunarsa, yürekleri efendileri, Yahuda Kralı Rehavam'a döner. Beni öldürüp yeniden Rehavam'a bağlanırlar." (Tevrat - 1.Krallar 12:26-27).

Bunun önüne geçmek için, yeni bir tapınma sistemi, yeni bir din yarattı:

Kral, danışmanlarına danıştıktan sonra, iki altın buzağı yaptırıp halkına, "Tapınmak için artık Yeruşalim'e gitmenize gerek yok" dedi, "Ey İsrail halkı, işte sizi Mısır'dan çıkaran ilahlarınız!" Altın buzağılardan birini Beyt-El, ötekini Dan Kenti'ne yerleştirdi. Bu günahtı. Böylece halk buzağıya tapmak için Dan'a kadar gitmeye başladı. Yarovam ayrıca tapınma yerlerinde tapınaklar yaptırdı.

Gerçek Tanrı olan Yahve, tapınılacak yer olarak Yeruşalim kasabasını seçti. Sadece orada Allahın huzurunda kurban kesilirdi, sadece orası kutsal yer sayılırdı ve dua ederken, dünyanın neresinden olursa olsun, sadece oraya dönülürdü. Yarovam'ın yarattığı din ise, tapınılacak yer olarak Dan ve Beyt-El kasabalarını seçti. Görünmeyen tanrı da, görünen ve kendisi tarafından buyurulmayan metodlarla (yani, buzağı biçimindeki heykellerle) tapınılsın diye buyuruldu.

Yarovam'ın kurduğu bu yeni tapınma sistemi, bu yeni din, o kadar başarılı oldu ki, bütün halk Yeruşalim'e gitmekten vazgeçip Dan ve Beytel kasabalarına gitti. Sözde aynı tanrıya tapmaya devam ettiler, ama yukarıda gördüğümüz ayete göre, Allah onu korkunç bir günah saydı. İsa'dan önce 721 senesinde Assur kralı İsrael'i esir aldı ve başka halklarla karıştırdı. Böylelikle meydana gelen 'Samiriye' halkı bugüne kadar aynı yerde kurbanlar kesiyor, İbrahim'in tanrısına tapıyor.

Yarovam'ın zamanından 900 sene sonra Beyt-El kasabasına yakın bir köyde İsa Mesih bir kuyunun başında Samiriyeli bir kadınla konuşurken, şöyle bir tartışma oldu. Kadın sordu:

"Bizim dedelerimiz Allaha bu balkanda taptılar. Siz gene diyorsunuz, yer olarak lazım Allaha Yeruşalim kasabasında tapılsın." İsa ona dedi: "Kadın, bana inan, öyle bir vakıt gelecek ki, Baba'ya ne bu balkanda ne de Yeruşalim'de tapacanız... Allah ruhtur, ve kim Ona taparsa, lazım Ona Ruh'ta ve hakikatta tapsın."  (İncil - Yuhanna 4:21-22,24)

Kral Süleyman'ın zamanından İsa Mesih yeryüzüne gelinceye kadar 'kıble' düşüncesi vardı, yani 'dua ederken nereye döneyim' sorusu önemli idi; ve o zaman 'kıble' Yeruşalim kasabası idi. Ama eski, yani İsa'dan önce gelen peygamberler bile öyle bir zamanın geleceğini söylediler, ne vakıt artık kıble düşüncesi ortadan kalkacak. Dua ederken artık hiç bir yere dönülmeyecek. Allah öyle bir zamanın geleceğini müjdeledi ki, dua artık bedence yapılan bir itaat gösterisi olmayacak, yürekten kaynaklanan, kendi ruhumuzu Allahın ruhuyla bağlayan sevgi dolu bir muhabbet olacak. Bu zaman, İsa Mesih'in gelimiyle başladı ve bugüne kadar devam ediyor.

Çünkü asıl sünnetli olanlar biziz. Biz ki, Allaha ruhta hizmet ediyoruz, Mesih İsa'da seviniyoruz ve beden şeylere de güvenmiyoruz.   (İncil - Filipililer 3:4)

İsa Mesih'in getirdiği 'ruhta tapınma' sistemi, bütün eski düşüncelerini batıl, yani geçersiz, kılıyor. Allah artık dua eden kişinin beden pozisyonuna bakmıyor. O, kendisinin önünde herkes yere düşsün, kalkıp yatmakla kendisine korku ile büyüklük göstermesini istemiyor. Hayır, artık bizi seven bir baba gibi, yürekten gelen sözlerle konuşmamızı istiyor.

Ne yazık ki, Muhammed bu 'ruhta tapınma' sistemini anlamadı, onun ne kadar üstün olduğunu ve Allahın kendisinin bunu buyurduğunu kavrayamadı. Putperest Arapların kullandığı namazı, yani yere yatıp kalkma hareketini, olduğu gibi kendi dininde devam ettirdi. Böyle yapmakla bir adım geriye atmış oldu. Ama bu yetmezmiş gibi, Yarovam'ın günahını da işledi: politik kazançların uğruna Allahın buyruklarını değiştirdi.

Arapların eskiden beri kutsal saydıkları ev, Mekke'de bulunan Mescit-al-ahram, yani Kaabe idi. Muhammed hicretten sonra, Medine'deki Yahudileri kazanmak amacıyla ilk önce kıble olarak 'Beyt-ul Makdis'i, yani Yeruşalim'i seçiyor, bütün müslümanlara Yeruşalim'e doğru eğilip namaz kılmalarını buyuruyor. Bu durum onaltı ya da onyedi ay devam ediyor. Bu arada kendini Yahudilere peygamber olarak tanıtırıp kabul ettirmeye çalışıyor. Fakat Yahudiler onu ne peygamber, ne de Mesih olarak kabul etmiyorlar ve giderek daha fazla onun konuşmalarını eğlentiye alıyorlar. Onları yola getiremeyeceğini gören Muhammed kıbleyi gene eskisi gibi Mekke'ye çevirmek istediğinde, Allah onun 'dualarını' kabul etmiş, gökten 'ayet' indirmiş ve gene Mekke'ye döndürmüş (Kuran - Bakara 2:144).

Bu olayların karşısında şunları soruyoruz:

- Muhammed kendini tek gerçek olan tanrının peygamberi olarak kabul etti. Aynı zamanda İbrahim'in dinini yeniden canlandırma görevini üstlenmek istedi. Fakat yukarıda gördüğümüz gibi, bu göreve sadık kalmadı. Birinci taştan yapılma 'Allahevi', Yahudilerin kralı olan Süleyman tarafından İsa'dan önce 953 senesinde tamamlandı. Onun yeri Yeruşalim'deki Moriya tepesi idi, tam İbrahim'in kendi oğlunu kurban ettiği yerde. Kral Süleyman bu tapınağın açılışında dua etti ve duasında bu tapınağın bütün insanlara kıble yeri olacağını söyledi. Muhammed ise Medine'ye göç etmeden önce de Mekke'deki putperest tapınağı olan Kaabe'ye doğru dua ederdi. Bunu Buhari'nin hadislerinden anlıyoruz (Cilt 1, Kitap 8, Hadis 392). Allah mı ona bunu yapmasını buyurdu? Allah mı istedi, kişiler putlarla dolu bir binaya doğru eğilsin?

- Bir kere buna karar verdikten sonra, nasıl gene fikrini değiştirip 'Beyt-ul Makdis'i yani Yeruşalim'deki Allahevini kıble olarak seçiyor? İşin en tutarsız tarafı şu ki, Muhammed'in zamanında Yeruşalim'deki tapınak çoktan yok olmuştu. İsa'dan sonra 70 senesinde Romalılar Yeruşalim kasabasını ele geçirip, oradaki tapınağı yerle bir etmişlerdi. Bizanslıların zamanında ise orası bir bokluk yeri olarak kullanılırdı. Bir sözle, Muhammed kendi imanlılarına Yeruşalim'i kıble olarak gösterirken, boş bir yer göstermiş oldu. Bu Allahın buyruğu olabilir mi? Muhammed'ın amacı, Medine'de yaşayan ve dualarında hep Yeruşalim'e bakan Yahudileri kazanmak değil miydi?

- Onaltı ya da onyedi ay bunu yapmaya devam etti. Yahudileri kazanamayacağını anlayınca, Muhammed onlardan ayrılmanın zamanı geldiğini anladı ve kıbleyi yeniden Mekke'ye çevirdi.

Onun yüreği zaten hep Mekke'deki Kaabe'ye bağlı idi (Kuran - Bakara 2:144) ve Allahın öbür kıbleyi vermesindeki amacı, şöyle anlatılıyor:

Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek için kıbleyaptık. (Kuran - Bakara 2:143)

Bu da boş bir uydurmadan başka bir şey değildir. Tanrı, kendisine iman edenleri denemek için neden onlara boş bir yere, daha doğrusu bir bokluk yığınına dönmelerini buyursun? Bu nasıl bir tanrı, birbuçuk sene içinde fikrini iki defa değiştirip, önce A, sonra B, en sonunda gene A diyor? Ve daha inandırıcı olsun diye, Kuran şunu ekliyor:

Doğrusu Kitab verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir. (Kuran - Bakara 2:144)

Halbuki 'Kitab verilenler' olan Yahudiler ve Hristiyanlar gayet iyi biliyorlar ki, gerçek Tanrı hiç bir zaman Mekke'de bir tapınma yeri yapılsın diye buyurmadı. Asıl tapınma yeri sadece Yeruşalim'de olacaktı. Allahın kendisi o yeri seçti ve mucizelerle onu ispatladı.

- Muhammed kıbleyi ikinci defa Mekke'ye çevirirken, oradaki 'Beyt-ullah' yani Kaabe henüz putlarla dolu idi. Ancak beş sene sonra oraya dönüp o putları kıracaktı. Demek, Hicretin ikinci yılından yedinci yılına kadar, müslümanlar Mekke'deki Kaabe'ye doğru namaz kılarken, putlarla dolu bir tapınağa yöneldiler. Putperestlikten nefret eden bir Tanrı öyle bir şey nasıl buyurabilir?

- Oysa Allahın kendisi buyurdu ki, bir gün bütün dünya onun tapınacağı yer olacaktı. İsa Mesih'in gelimi 430 sene önce bile şu sözlerle bu yeni zamanın geleceğini müjdeledi:

Doğudan batıya kadar uluslar arasında adım büyük olacak! Her yerde adıma buhur yakılacak, temiz sunular sunulacak. Çünkü uluslar arasında adım büyük olacak!" diyor Her Şeye Egemen RAB.   (Tevrat - Malaki 1:11)

Onun için İsa Mesih, bu günlerin geldiğini söylemek için şöyle diyor:

"Öyle bir vakıt gelecek ki, ve aslında başladı bile, asıl tapanlar Baba'ya Ruh'ta ve hakikatta tapacaklar. Çünkü kim Ona öyle taparsa, işte, Baba öyle kişileri arıyor. Allah ruhtur, ve kim Ona taparsa, lazım Ona Ruh'ta ve hakikatta tapsın."   (İncil - Yuhanna 4:23-24)

İsa Mesih geldikten sonra, ne Yeruşalim, ne Beyt-El, ne de Mekke kıble olamaz. Artık o eski günler geçmiştir. İnsan dua ederken, yeryüzünde herhangi bir tarafa dönmesin. Onu yapan, putperestlik yapmış oluyor.

İşte Muhammed'in günahı: önce Yahudileri kazanmak, sonra da kendisine iman edenleri memnun etmek için tapınma sistemini değiştiren bir kişi, Yarovam'ın günahına düşmüş oluyor.


Sayfanın başına dön Sonraki konu